Eğlenceli bir Koç Üniversitesi gecesi

img_2650k1Anlık ileti olarak da 24 saat öncesinden ifade etmiştim “Koç Üni.ye doğru uzun, meşakkatli, tehlikelere gebe bir yolculuğa hazırlanıyorum” diye. Aynen bahsettiğim gibi geçti.

Öncelikle yol gerçekten uzun sürdü. Şişli’den metro ile Taksim, oradan füniküler ile Kabataş, oradan feribot ile Sarıyer, oradan taksi ile Koç. 2 saat 20 dakika sürdü. Akşam saatlerinde karayolu trafiğine girmeden o kadar yolu bu sürede almak bile büyük bir kazanç aslında.

Okul gerçekten yaşanılası bir yer. Eğitim de verilen bir tatil köyü havasında. Ama benim gibi navigasyon sıkıntısı olan biri o koridorlarda ve binalar arasında kolaylıkla kaybolabilir. Alışılıyor herhalde. Bilenler bilir zaten; cafesi, salonları, ders mekanları,  yurtları gayet güzel ve rahat mekanlar.

Gitme sebebim, 3 senedir genelde ekim-kasım gibi düzenledikleri Koç Üniversitesi Detabe Club tarafından organize edilen Oldies partisiydi. Vardığımızda gençler (böyle yazınca kendimi yaşlı hissettim) çoktan eğlenmeye başlamıştı bile. Bunda biranın ilk 1 saat ücretsiz olması da etkili olabilir. Tabii kitle gençlerden oluşunca eğlence katsayısı da yüksek oluyor. İçeride tahminen 400 kişi kadar vardı. Gençlik deyip duruyorum, gerçekten ‘genç’ olmalarının altını çizeyim. Eğlenmeye gelenler ile DJ Mabbas ile ortalama 20 senelik bir dönem farkı olduğunu tahmin ediyorum.  Ama işte o dönemin parçalarının öyle bir özelliği var ki herkes tarafından biliniyor, seviliyor ve her duyulduğunda insanı eğlendiriyor. Ve açıkçası karşıdan bakıldığında yüzlerce üniversitelinin eğlendiğini görmek çok güzel bir görüntüydü. Big in Japan, Beat it, Final Countdown, Breath derken 3,5 saat nasıl geçti anlamadık.

img_2650
Sis makinesinin etkileri.. Pek görünmese de arka taraflar çok doluydu.

O gürültü içinde yanımıza yaklaşıp değişik bir yöntem ile parça istenmesi gecenin yenilikçi-sempatik hareketi olarak kayıtlara geçti.
Hareketi şöyle açıklayayım; avuçiçi yukarı bakacak şekilde el öne uzatılır ve 1-2 kez hafifçe yukarı hareket ettirilir, ardıdan işaret parmak dik bir konumda tutulup havada 360 derecelik bir daire çizilir. İstenen parçanın ismi… Jump Around!

Öngörümde bahsettiğim ‘tehlikelere gebe’ kısmı ise dönüş yolculuğunda gerçekleşti. O saatte tek yöntem olan taksi ile eve dönüş sırasında Levent taraflarında olağan hızımızla ilerlerken bir araba hafifçe önümüze ‘kaykıldı’ sonra bu kaykılma biraz sertleşince yolun sağındaki bariyerlere çarpma tehlikesi atlattık. Şoförümüzün hemen arabanın soluna geçip camı açtı ve haklı olarak diğer şoföre serzenişte bulunurken karşı taraftan beyanat geldi: ‘uykusuzum abi kusura bakma!’
Hayat bu kadar değersiz işte. Uykusuz bir sürücü nedeniyle kaza tehlikesi yaşıyorsunuz.  Ne kadar dikkatli olursanız olun hayatınız bir bakıma başkasının ellerinde…

Eğlenceli kısma döneyim; güzel bir etkinlik gecesi yaşadık.  Fatih Mehmet İnal ve arkadaşlarına herşey için tekrar teşekkürler.

1 Comments

Leave a Comment