Anlık ileti olarak da 24 saat öncesinden ifade etmiÅŸtim “Koç Üni.ye doÄŸru uzun, meÅŸakkatli, tehlikelere gebe bir yolculuÄŸa hazırlanıyorum” diye. Aynen bahsettiÄŸim gibi geçti.
Öncelikle yol gerçekten uzun sürdü. ÅžiÅŸli’den metro ile Taksim, oradan füniküler ile KabataÅŸ, oradan feribot ile Sarıyer, oradan taksi ile Koç. 2 saat 20 dakika sürdü. AkÅŸam saatlerinde karayolu trafiÄŸine girmeden o kadar yolu bu sürede almak bile büyük bir kazanç aslında.
Okul gerçekten yaşanılası bir yer. Eğitim de verilen bir tatil köyü havasında. Ama benim gibi navigasyon sıkıntısı olan biri o koridorlarda ve binalar arasında kolaylıkla kaybolabilir. Alışılıyor herhalde. Bilenler bilir zaten; cafesi, salonları, ders mekanları, yurtları gayet güzel ve rahat mekanlar.
Gitme sebebim, 3 senedir genelde ekim-kasım gibi düzenledikleri Koç Üniversitesi Detabe Club tarafından organize edilen Oldies partisiydi. Vardığımızda gençler (böyle yazınca kendimi yaÅŸlı hissettim) çoktan eÄŸlenmeye baÅŸlamıştı bile. Bunda biranın ilk 1 saat ücretsiz olması da etkili olabilir. Tabii kitle gençlerden oluÅŸunca eÄŸlence katsayısı da yüksek oluyor. İçeride tahminen 400 kiÅŸi kadar vardı. Gençlik deyip duruyorum, gerçekten ‘genç’ olmalarının altını çizeyim. EÄŸlenmeye gelenler ile DJ Mabbas ile ortalama 20 senelik bir dönem farkı olduÄŸunu tahmin ediyorum. Ama iÅŸte o dönemin parçalarının öyle bir özelliÄŸi var ki herkes tarafından biliniyor, seviliyor ve her duyulduÄŸunda insanı eÄŸlendiriyor. Ve açıkçası karşıdan bakıldığında yüzlerce üniversitelinin eÄŸlendiÄŸini görmek çok güzel bir görüntüydü. Big in Japan, Beat it, Final Countdown, Breath derken 3,5 saat nasıl geçti anlamadık.

Sis makinesinin etkileri.. Pek görünmese de arka taraflar çok doluydu.
O gürültü içinde yanımıza yaklaşıp değişik bir yöntem ile parça istenmesi gecenin yenilikçi-sempatik hareketi olarak kayıtlara geçti.
Hareketi şöyle açıklayayım; avuçiçi yukarı bakacak ÅŸekilde el öne uzatılır ve 1-2 kez hafifçe yukarı hareket ettirilir, ardıdan iÅŸaret parmak dik bir konumda tutulup havada 360 derecelik bir daire çizilir. İstenen parçanın ismi… Jump Around!
Öngörümde bahsettiÄŸim ‘tehlikelere gebe’ kısmı ise dönüş yolculuÄŸunda gerçekleÅŸti. O saatte tek yöntem olan taksi ile eve dönüş sırasında Levent taraflarında olaÄŸan hızımızla ilerlerken bir araba hafifçe önümüze ‘kaykıldı’ sonra bu kaykılma biraz sertleÅŸince yolun sağındaki bariyerlere çarpma tehlikesi atlattık. Åžoförümüzün hemen arabanın soluna geçip camı açtı ve haklı olarak diÄŸer ÅŸoföre serzeniÅŸte bulunurken karşı taraftan beyanat geldi: ‘uykusuzum abi kusura bakma!’
Hayat bu kadar deÄŸersiz iÅŸte. Uykusuz bir sürücü nedeniyle kaza tehlikesi yaşıyorsunuz. Ne kadar dikkatli olursanız olun hayatınız bir bakıma baÅŸkasının ellerinde…
Eğlenceli kısma döneyim; güzel bir etkinlik gecesi yaşadık. Fatih Mehmet İnal ve arkadaşlarına herşey için tekrar teşekkürler.

Yorumlar