Sokakta müzik dinleme sanatı

earandmusicİşe giderken, dişçiye giderken, sevgiliden dönerken, markete uğrarken; aklınıza gelen her durumda müzik dinlemek gibisi yoktur bence. Zaten sıkıntılarla dolu hayattan kısa bir süre de olsa uzaklaşmaya yardımcı olur. Bu önemli aktivitede bulunanlara veya yeni başlayacaklara -müzik dinlemeye yeni başlamak(?)- birkaç satır tavsiyede bulunmak istiyorum.


  • Müziği sevmelisiniz. Yanınızda biricik dostunuz varken müzik dinlemeyi tercih edecek kadar olmasa bile, sırf kulaklıkla müzik dinlemek için üşenmeyip dışarı çıkacak kadar çok sevmelisiniz. Her fırsatı değerlendirmelisiniz.
  • İyi bir müzik kaynağı ve kulaklık olacak. 40-50 liralık MP3 Player’lar ve kulaklıkları işe yaramıyor. Ben Ipod Nano ile kullandığım Sennheiser CX-200 Street II kulaklıktan gayet memnunum. Kulakiçi bir model olduğundan hem sesi özengi kemiğinizin diğeri ucunda hissetmenizi sağlıyor hem de dışarıdan gelen sesleri önemli oranda yok ediyor.
  • Sesi açmalısınız. ‘Telefonu çalar, mesaj gelir, biri seslenir’ demek yok. Amaç müzik dinlemek ve iyi dinlemek.
  • Yağmurlu havada şemsiye kullanabilirsiniz ama kapüşon, kukuleta (ne güzel kelime) gibi aksesuarları kullanmamaya alışmalısınız. Çünkü kulakta müzik varken dışarıdan gelen sesleri duyamıyorsunuz ve olası tehlikeleri ancak 170 derecelik bakışlarınızla farkedebilirsiniz. Araba, insan, bisikletli insan, insanlı köpek vb.
  • En az bir el cepteyken dengeli yürüyebilmelisiniz. O el ile gerek titreşim modundaki telefonunuzu gerekse MP3 Player’ınızı kontrol edebilirsiniz. Sizi bu halde görüp yine de saat sormayı deneyen insanlara karşı saat taktığınız elinizi dışarıda bırakmak ileride bazı kolaylıklar sağlayabilir.
  • Kendinizi müziğe kaptırıp ritmle yürümeye alışmalısınız. Adımlarınız müziğin ritmiyle uyumlu olmalı. Aksak ritmlerde sorun yaşıyorsanız  ‘5 yaşındaki kız çocuğunun tek ayakla tra-lala şeklinde sekmesi’  hareketiyle ritme ayak uydurabilir, daha normal ritmlerde ise Tünel-Şişli mesafesini 25 dakikaya indirebilirsiniz.
  • Hazır kendinizi müziğe kaptırmışken çaktırmadan dans da edebilirsiniz. Yine kendinize özgü adımlar, kaldırım taşına çıkıp-inmeler, yayaları sollarken keskin omuz hareketleri, yaya geçitlerinde sağa-sola bakarken kafa sallayışlar, kırmızıda beklerken sola ayakla ritm tutmak bu işin ritüelleri. Pratik yaptıkça alışacaksınız.
  • Bir başka dans ortamı da otobüsler ve metrolar. Ayakta gitmeye üşenmeyip otobüsün salınımıyla beraber sallanabilirsiniz. Burada dikkat etmeniz gereken şey otobüs durunca siz de dansı bırakın.
Sizin de aklınıza gelenler varsa lütfen paylaşın. Müzik ruhun gıdasıdır. Cuma akşamı Asmalımescid’e inene kadar şunu deneyin mesela:

Leave a Comment